19 Kasım 2019
  • İstanbul17°C
  • Ankara8°C
  • Aydın16°C
  • İzmir16°C
  • Denizli15°C
  • Muğla14°C

“MÜSTEŞAR” VE ERTUĞRUL KUMCUOĞLU

Nevzat ARSLAN

21 Ekim 2019 Pazartesi 00:01

Sayın Ertuğrul Kumcuoğlu, “Müsteşar” isimli biyografisini ve bir dönemi kapsayan günleri anlattığı, Kronik yayınlarında çıkan kitabını imzalı olarak gönderir, kendisine emekleri ve nezaketi için teşekkür ederiz. Yazmak tarihe not düşmektir. Maliye Bakanlığı bünyesinde Müfettişlik, Genel Müdürlük, Müşavir, Danışman, Başdanışman, Büyükelçilik (KKTC), Müsteşarlık ve Milletvekilliği görevleriyle koltuğuna birden çok karpuz sığdıran bir değerimizdir. Amerika’da Lisansüstü eğitim, BM Cenevre Ofisinde müşavir görevleri ile yurt dışı deneyimleri de vardır.

Ertuğrul Kumcuoğlu, Ümran Hanım ile evli ve 2 çocuk babasıdır.

Yusuf Ziya Kumcuoğlu ailesi, hali vakti yerinde oluşu nedeniyle Ertuğrul Bey rahat bir çocukluk geçirir desek de, bir genel izlemimi aktarmayı gerekli görüyorum. Yöremiz insanları çeyrek asır öncesine değin zengin-fakir ayırt edilmeksizin herkes, hep birlikte çalışırdı. Pamuk toplamada, zeytin ve portakal arazilerinde tarla sahibi, ailesi, çocuğu ve amele birlikte çalışırdı. Ne yazık ki insanımız üretmeden tüketme modeline yönlendi. En kötüsü, hasta, özürlü yakınları için bakım maaşı, eşinden ayrılıp baba maaşı almak gibi türlü yollar da denenmekte desek yanlış cümle kurmadık diyebiliriz.

1938 yılında Aydın ili Sultanhisar kasabasında dünyaya gelen hemşerimiz İlk ve orta tahsilini Sultanhisar’da tamamlanmasının ardından Aydın Lisesine trenle gidip gelmeye başlamıştır. Aydın’ın ilk kadın milletvekili Eczacı Piraye Levent Hanımefendi velisi de olmuştur. Ahmet Kabaklı, Nihal Arkayın ve  “Aydın Tarihi ve Coğrafyası” adlı 156 sayfalık bir kitap yazan Leman Kısa Hocanım da Tarih öğretmeni olarak tahsil hayatında yer alır. Bir öğretmeni tarafından gelen bir misafire eşlik etmeye gönderilir, misafir ise ünlü halk ozanımız rahmetli Âşık Veysel Şatıroğlu’dur.

Baba ve üç ağabeyi Demokrat Parti (DP) saflarındadır. Ertuğrul Beyin bu ortamdan etkilenmemesi mümkün değil elbette. Mülkiyeye, Siyasal Bilgiler Fakültesine (SBF) adım atması ile sosyal demokrat bir etkileşimin içinde bulunduğu da muhakkaktır. Kaldı ki Mülkiye ruhu bireysellik ve bireycilikten uzak topluma hizmet anlayışı ilkeselini önde tutan bir fakültemizdir.

27 Mayıs 1960 İhtilali öncesinde komşu olan Hukuk Fakültesi ve Mülkiyeliler DP Hükümetine karşı slogan atmakta ve tepki göstermekteler. Polis müdahale eder, bazı öğrenciler, silah ile yaralanır…

Maliye Bakanlığından burslu olup, mecburi hizmet yükümlülüğü de vardır. Tam 10 yıllık Müfettiş dönemi ve teftiş görevi başlar, Göreve çıkmak teftiş kurulunda “turne” olarak adlandırılır. Turnelerle tüm Anadolu baştanbaşa dolaşılır.

Göreve çıktığı turnelerde, kaldırılan ağnam(hayvan) vergilerinin halk için hayvan varlığının zekâtı olarak görüldüğü vaktinde ödendiği görülmektedir.

O yıllarda emeklilere bordrodan maaş ödendiğinden teftiş esnasında emeklilerin yaşayıp yaşamadıklarının tespitine yönelirler. İstanbul’da bir semtte bir anda odaları onca emeklinin akınına uğrar. Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele gibi Paşalar, Kurtuluş Savaşının anıt adamları, kurdukları Türkiye Cumhuriyetinin müfettişlerine uğramaktan gocunmadılar satırlarını okuduk…  

Müfettiş teftiş eder, raporunu yazar, bu raporlar, bodrum katlarda, arşivlerde,  tozlu raflarda çürürse neye yarar. Bu raporların değerlendirilmesi katında emek harcamak da asıl olandır.

Ertuğrul Bey, 12 Mart 1971 Muhtırası günlerinde yurt dışından dönmüş ve Maliye günleri başlar. Asgari ücret 440 lira iken, öğrenci bursunun 500 lira olmasına karşı çıkar. Bu arada “Program Bütçe” oluşumunun zarar verdiğini aktarmaya çalışır. Devlet- maliye katında içsel uyumsuzluklar, Devlet- siyaset işlerinde yaşanan sıkıntılar, “Devletin borcu pek çok, harcı ise hiç yok”, “70 cente muhtaç” sözleri…

24 Ocak Kararları; Başbakan Süleyman Demirel, DPT Müsteşarı Turgut Özal hem de Başbakanlık Müsteşar vekili, Maliye Bakanı İsmet Sezgin, Maliye Bakanlığında Bütçe ve mali Kontrol Genel Müdürü Ertuğrul Kumcuoğlu’dur. Ülkede serbest piyasa ve liberal ekonomi adımlarının atıldığı bu kararlarda devletçilikten sermayenin dönemine geçilir. Kararlar; 1.Üretim faktörleri dışındaki mal ve hizmetlerin fiyatlarını kamu değil, serbest piyasa işleyişinde belirlenecektir. 2. Büyüme modeli ihracat teşviklerine dayalı yeni bir stratejiye bağlanması… 3.Devlet ekonomik büyümenin lokomotifi olmaktan vazgeçip bu rolünü özel teşebbüse devredecektir. Özelleştirme işte bu 3. Maddenin tamamlayıcısıydı…

Ve Müsteşar…                                                                                                                                  

Müsteşar; bakanlıkta bürokratik hiyerarşinin tepesindeki amir, bakana çıkacak yazıyı son gören kişi olarak tanımlanır. 12 Eylül Askeri müdahalesine gelindiğinde 10 yılda 12 Hükümet değişir. Asker yönetime el koyar, Milli Güvenlik Konseyi, Amiral Bülent Ulusu’yu Başbakan olarak görevlendirir. Maliye Bakanı Kaya Erdem olur. Katıldığı toplantılarda Kenan Evren’in Ertuğrul Kumcuoğlu’nun konuşmaları için “bu arkadaş doğru söylüyor” dediği de aktarılır. Bu kez 9 Ocak 1981 tarihinde Ertuğrul Kumcuoğlu, Maliye bakanı Kaya Erdem’in müsteşarı olarak atanmıştır. 6 Yıldan uzun bir süreçte 4 ayrı bakan ile Maliye, Gümrük ve Tekel Bakanlığı da dahil bakanlığın en uzun süreli müsteşarı olarak çalışır.

Bir gün Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ziyaretine gelir. İslam Kalkınma Bankasında Türkiye için ayrılan bir masanın boş olduğunu ve bu göreve genç bir asistanın atanmasında yardımcı olmasını ister. Buraya atanan kişi ise, Abdullah Gül’dür.

Bankerlik depremi ile ilgili ise, müsteşarımız o günün mevzuatının yetersizliği, tedbir ve teşhiste devlet refleksinin zayıf olması şeklinde açıklamaktadır. Bankerlik faciasının faturası ister istemez Maliyeye yüklendi demektedir.

Önemli bir dönemde görev almış, ülke ekonomisinde rol almış müsteşarımız döneminde zorlu ve kritik ekonomik süreçler yaşanmış ve bu süreçte rolü, emeği, katkısı ve varsa vebali tarihe bırakılır. Döneminde SPK, İMKB, Vergi Düzenlemeleri, Bankerlik, KDV uygulaması kurulma ve düzenleme aşamaları yaşanmıştır. KDV düzenlemesinde Ayşegül Atik’in “bir alışveriş, bir fiş” reklamı yanında Kemal Sunal’ın bir filminde KDV adında bir rock tarzda seslendirmesi hafızalarda yer alır…

Yaptığı hizmetleri anlatırken; Vali maaşları artışı, Kaymakamlara yurt dışı görev ve lisan ilerletme kursları, Devlet Opera ve Bale Sanatçılarının maaş artışı için kadro karşılığı sözleşmeli düzenlemesi, Maliye Gençlik ve Spor Kulübü ve Ankara Palas Otelinin yeniden düzenlenerek kazandırılması çalışmaları olarak okuyoruz…

Peki, Aydınlı müsteşarımız, Aydın ili için neler yapmış?                                                             

Bu toprakların bir çocuğunun müsteşar olmasından gurur duyarız. Maliye Bakanlığı Müsteşarlığı gibi Devletin para musluğunun başındaki yetkililerden biri olarak görev alanında olan bir Maliye Binasını 110 milyon liraya Aydın’a kazandırdığını anlatır. İkinci olarak Aydın’ın ihtiyacı olan Kent Meydanı için Anavatan Partisi Belediye Başkanı Nevzat Biçer’in yardım talebine binaen şimdiki alanın ikinci ek Hükümet Binası yapılması planlanır, sonrasında yeşil alana çevrilerek kent meydanı kazanılır. Üçüncü olarak Atçalı Alattin Tunca’nın “Maksan” dişli fabrikasını kurmasında DPT Müsteşarı Ekrem Pakdemirli ile diyalog kurmasını sağlar…

Peki, daha da fazla, farklı değişik emekler veremez miydi?                                                   

Belki de verdi de naif kişiliği gereği yazmamış olabilir diye düşünüyoruz…

1987 Nisan ayında Müsteşarlıktan ayrılarak KKTC Büyükelçiliği görevine getirilir.

Kendisine Demokratik Sol Partiden (DSP) gelen milletvekilliği teklifini kabul ederek Aydın’dan milletvekili seçilir. Bunu duyan rahmetli Demirel madem milletvekili olmak istiyordu bize niye gelmedi diyerek siteminden söz edilir. Sonraki seçimlerde MHP’den gelen teklifi kabul ederek tekrar bir kez daha Aydın milletvekili olur. Parti seçimi biraz ilginç ve şaşırtıcı bulunsa da “Müsteşar” kitabı Kıbrıs’a Büyükelçilik atanması ile sona ermektedir. Beklediğimiz ikinci kitapta bu konuları açıklayacağını zannediyoruz.

Başta da dediğimiz gibi, her şeye rağmen yazmak tarihe not düşmektir. Aydın sevdalısı rahmetli Mustafa Kemal Yılmaz hocamızın dediği gibi “Söz uçar, yazı kalır.”

mustesar-ertugrul-kumcuoglu.jpg

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.